Arşivin Görüntüsü:friends
Görüntülediğiniz arşiv: friends.
Görüntülediğiniz arşiv: friends.
Srebrenica Katliamı Srebrenitsa Soykırımı, 1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)’nda Srpska Cumhuriyeti Ordusu’nun Srebrenica’ya karşı giriştiği Krivaya ’95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995′te yaşanan ve en az 8300 Boşnak’ın Bosna-Hersek’in Srebrenitza kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır. Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır. Bosna Sırp ordusunun dışında katliama “Akrepler” olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçleri de katılmıştır. Birleşmiş Milletler Srebrenica’yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda barışgücü askerinin varlığı katliamı önlememiştir. Srebrenitsa katliami II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa’daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından da önem taşır. BM’nin “Güvenli Bölgesi” Srebrenica! 1993 yılında Srebrenica’nin etrafındaki çember iyice daraltılmaya başladı. Tüm tepkilere ve uyarılarına rağmen gerekli önlemleri almamakta direnen BM Güvenlik Konseyi, nihayet 16 Nisan 1993 yılındaki olağanüstü toplantının ardından aralarında Srebrenica’nın da bulunduğu 6 bölgeyi “Güvenli Bölge” ilan etti. Oysa “Güvenli Bölge” iyi tanımlanmamış, amacı belli olmayan, muğlak bir kavramdı. Bu ilanın üzerinden geçen iki yıl içerisinde değişen hiçbir şey olmadı. Bu karardan sonra Srebrenicaya konuşlanan Hollandalı Birlik, oluşturulan sözde güvencelerden sonra katliama giden yolu açacak olan ve Sırpların işlerini kolaylaştıracak tutarsız kararlarını hemen uygulamaya başladı. Buna göre Güvenli Bölge kavramı gereği Boşnakların ellerinde bulunan silahlarını Barış Gücü’ne teslim etmesi gerekiyordu. Oysa Sırplara hiçbir ciddi yaptırım uygulanmazken Boşnakların savunması kırılıyor, Sırplar için hazır hedefler haline getiriliyordu. Sırplar bu “Güvenli Bölgelere” saldırdıklarında Barış Gücü olayları sadece seyretmekle yetinecekti. Bundan sonraki süreçte gündeme gelen hava operasyonu yapılması düşüncesi bir türlü hayata geçirilemedi. Bunun en büyük sebebi, Bosna’daki Barış Gücü’nün Komutanı Fransız General Bernard Janvier’in karşı çıkmasıydı. Bu tartışmalar yaşanırken General Mladiç komutasındaki Sırplar 6 Temmuz 1995 sabahı Srebrenica’nın etrafındaki çemberi iyice daraltarak, tank ve top ateşiyle ağır bir bombardımana başladılar. 10 Temmuz’da Sırplar ikinci bir saldırı başlattı. Bunun özerine BM Holladalı Birlik Komutanı Albay Tom Karremans NATO’dan hava desteği talep etti. Janvier buna da karşı çıkarak hava saldırısına gerek olmadığını söyledi. NATO uçakları Srebrenica üzerinde ikaz mahiyetinde bir kaç saat uçtuktan sonra hiçbirşey yapmadan geri döndüler. Nihayet 11 Temmuz’da Srebrenica üzerinde uçan iki F16 uçağı, bir Sırp zırhlı personel taşıyıcısını vurdu ve bir tanka isabetsiz atış yaptı. BM bununla yetinmeye karar verdi. Böylece Srebrenica savunmasız ve Sırp askerlerinin insafına terkedilmiş oluyordu. Srebrenica’nın Düşmesi 11 Temmuz 1995, sıcak bir yaz sabahı, Ratko Mladiç, Holllanda askeri gücün hiçbir direnişiyle karşılaşmadan büyük bir zafer kazanmış komutan edasıyla Srebrenica’ya girdi. Silahlardan arındırılmış kenti ele geçirmek Sırplar hiç de zor olmamıştı. Şehrin düştüğü akşam katliamlar devam ederken, New York da bulunan BM Barış Koruma Misyonu Şefi Kofi Annan’a durumu yazılı olarak bildiren BM Özel temsilcisi Akashi raporunda şu tuhaf ifadeye yer veriyordu: “Konvoy halinde ilerlemeye çalışan Boşnakların yakınlarında patlayan bazı patlayıcılar, grup içerisinde paniğe yolaçıyor.”10 Oysa bu esnada insanlar dağlarda ve yollarda vahşi hayvanlar gibi kıtır kıtır doğranı-yordu. *Kaynak: 1.Wiki 2. Can Dündar; Srebrenica Katliamının canlı tanığı Hasan Nuhanoviç’in Hikayesi (11 Temmuz 2006) Fotoğraflar-2
Sarı Humma Hastalığı Ve Etkileri Çoğunlukla Orta ve Güney Amerika ile Batı Afrika’da rastlanan tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır. Sarı humma sivrisineği (Aedes aegypti) tarafından taşınan bir virüsle insandan insana bulaşır. 2-7 günlük kuluçka döneminden sonra hastalığın üç dönemi mevcuttur. Başlangıç olan ilk döneminde, yüksek ateş, titreme, baş ağrısı, kol ve bacaklarda ağrılar, bulantı ve kusmalar görülür. Hastanın elmacık kemiklerinin bulunduğu yüz bölgesi kıpkırmızı olur. 3-4 gün sürer. Her zaman görülmeyen ikinci dönem birkaç saat sürer. Aldatıcı bir iyileşme görülür. Ateş düşer. Hasta iyileştiğini sanır. Üçüncü dönemde ateş yeniden yükselir. İlk belirtiler yeniden ortaya çıkar. Hastanın derisi kırmızımtrak koyu sarı bir renk alır. Hastalık bu özelliğinden “sarı humma” adını alır. Hastalık ağır geçmediği taktirde hasta birkaç haftada iyileşir. Hastalık âmili virüse karşı etkili bir tedâvi metodu yoktur. Hastalığın yayılmasını önlemek için hasta, doktor kontrolünde ayrı yerde tutulur ve virüsü bulaştıran sivrisineklerle mücâdele edilir. *Kaynak: Rehber Ansiklopedisi 9 – Sf. 169′dan özet geçilmiştir. Fotoğraflar-2
Dondurucudan Çıkarılan Buz Kalıplarından Neden Duman Çıkıyormuş Gibi Olur? Havada bulunan su buharı soğukla temas ettiğinde yoğunlaşıyor ve su damlacıkları oluşturuyor. Gaz halinde bulunan su buharı, aynen hava gibi ışığı geçiriyor. Dolayısıyla bu buharı göremiyoruz. Sıvı su da saydam ama buna karşın havadaki sıvı damlacıklarını görebiliyoruz. Bunun nedeni şu: Işık damlacığa çarptığında, kırılma indisi farklılığından dolayı kırılarak içeri giriyor. Ama bunun yanında dış yüzeyden ve iç yüzeyden önemli miktarda yansıma da var. Dolayısıyla damlacık, üzerine düşen ışığın yolunu değiştiriyor. Biz de bunu fark ediyoruz. Bazen tanık olduğumuz, bulutların bir görünüp bir kaybolması buna iyi bir örnek. Her durumda havadaki su miktarı (buhar artı damlacık) aynı. Hepsi buhar halindeyse o zaman hiçbir şey göremiyoruz. Basınç düşüp, hava soğuduğunda bunlar yoğunlaşarak damlacık oluşturuyorlar ve işte o zaman bulutları görüyoruz. Biraz sonra, hava tekrar ısındığında bulut yine dağılıyor vs. ama su hala orada. —- DUYURUYU DEFALARCA YAYINLAMAMIZA RAĞMEN OKUMAYANLAR KALMIŞ. MUTLAKA OKUYUNUZ : http://www.facebook.com/note.php?note_id=378575094659 —- Fotoğraflar-2
Tavşanın Gözüne Işık Tutulduğunda Neden Hareketsiz Kalır? Etkinliklerini gece yapan memeli hayvanların gözlerindeki retinada çubuk biçimindeki görme hücreleri fazla olur. Etkinliklerini gündüz yapan memeli hayvanlardaysa koni biçimindeki görme hücreleri fazla olur. Tavşanlar da etkinliklerini gece yapanlar. Dolayısıyla gözleri karanlığa ya da az ışıkta görmeye uyum yapmıştır. Birden güçlü bir ışık kaynağı, göze tutulduğunda geçici körlük gibi durum ortaya çıkar ve hayvan kendini tehlikeye atmamak için (koşarken bir yere çarpmak ya da düşmek) hareket etmez. Ancak çok yaklaşılırsa o zaman hızlı biçimde kaçabilir. Bunun yanında gece yapılan dalışlarda da benzer bir durum oluşur. Fenerle girilen dalışlarda, fener balıklara tutulduğunda balıklar hareketsiz kalır. —- DUYURUYU DEFALARCA YAYINLAMAMIZA RAĞMEN OKUMAYANLAR KALMIŞ. MUTLAKA OKUYUNUZ : http://www.facebook.com/note.php?note_id=378575094659 —- Fotoğraflar-2
Kurşun Zehirlenmesi Kurşunun; hazım, solunum veya deri yoluyla vücuda girmesi sonucu ortaya çıkan bir zehirlenme çeşidi. Önceleri kullanılan yağlı boyalar, kurşun ihtivâ ettiğinden zehirlenmeler ortaya çıkabiliyordu. Bunun yanında kurşun veya bileşiğini kullanan endüstrilerdeki işçilerde kurşun zehirlenmesi görülebilir. Ayrıca, patlamalı motorlarda vurmayı önlemek için benzine tetra etil kurşun ilâve edilir. Ancak ekzoz gazı ile havaya geçen kurşun, günümüzde düşük seviyede olup, zehirlenmeye sebeb olmayacağı tahmin edilmektedir. Vücuda günde yaklaşık 0,3 miligram kurşun girer. Bunun % 10 kadarı barsakta emilir. Bir küçük bölümü kana girerse de idrar ve ter ile birlikte dışarıya atılır. Eğer alınan kurşun, günde 0,6 miligramı geçerse, vücud bunun hepsini dışarı atamaz ve birikme başlar. Genellikle çocuklarda bu durum yazın görülür. Bu mevsimde güneş ışığının bol oluşu sebebiyle vücutta D3 vitamini çoğalır. Bu vitaminin barsaklarda kurşunun emilmesini arttırıcı yönde tesir ettiği zannedilmektedir. Tedâvi, kurşunun zehir olamayan bir şekle getirilmesi ve idrarla atılmasının sağlanmasıyla yapılır. Bu tür tedâvi zor olup, birkaç ay sürebilir. Önemli olan vücutta kurşun seviyesini arttıracak ortamın önlenmesidir. Fotoğraflar-2
Mikrometre Nedir? Ne İşe Yarar? Teknikte cisimlerin ölçülerini 1/1000mm hassasiyetiyle ölçmeye yarayan bir ölçüm aleti. Bir somun içinde hareket eden bir dişli vida ile gövdeden yapılmıştır. Mikrometrenin dişleri, büyük bir hassasiyetle açılmıştır. Milin dönmesi sonucu uc kısım ileri – geri hareket ederek, karşı çeneye(örs) yaklaşıp uzaklaşır. Dişlerin ve hatvenin toleransı 1,20 mikron seviyesindedir. Milimetreleri ölçen bir mikrometre milinin üstündeki kovana “yüksük” denir. Mikrometre milinin üstündeki yatay çizgi 25 taksimata bölünmüştür. Fotoğraflar
Dünyanın En Uzun Nehri Ve Özellikleri Nil nehri Etiyopya’nın yüksek yerlerinden kaynağını alan Mavi Nil, Hartum (Sudan)’da Beyaz Nil ile birleşerek Mısır’ın doğusunu kuzey-güney yönünde katederek Akdeniz’e dökülür. Nehrin uzunluğu 6670 kmdir. Nil nehri Mısır içinde çok uzun bir mesafe kat etmesine rağmen hemen hiç bir kol almaz. Nil’in Mısır’ı geçtiği 1500 km uzunluğunda ve ortalama 10 km genişliğinde saha boyunca tarım yapılır. Asvan barajı yapıldıktan sonra Nil’in Mısır’da yaptığı taşkınlar durdurulmuştur. Kuzeydoğu Afrika’da büyük bir nehir. 6640 kilometrelik uzunluğu ile dünyânın en uzun, 3.200.000 km2 su alma alanı ile dünyânın üçüncü büyük nehridir. Nil’in su alma havzasında bir grup göl bulunur. Bunlardan biri olan Victoria, dünyânın ikinci büyük gölüdür. Nil, başlangıçta Beyaz Nil (esas kol) ve Mavi Nil olarak iki ana kol hâlinde doğar ve bu kollar Hartum’da birleşir. 4.187 mil (6,695 km.) uzunluğundadır. Afrika Kıtası’nın üçte birini kaplar. Güneyden kuzeye doğru akar ve üç ana kolu vardır: Beyaz Nil, Mavi Nil ve Atbera. Nehrin en uzaktaki kaynağı Burundi’deki Doğu Afrika Göller Bölgesi’ndeki Kagera Nehri olarak doğar ve Assuan Barajı’nın aşağısında Mısır içlerinde kuzeye doğru akmak suretiyle Kahire yakınlarında Nil deltası ile son bulur. Mısır’da Nil Nehri’nin sulama amacıyla kullanılması çok eski bir geçmişe dayanır. 19. yüzyılda baraj ve kanalların yapımı ile daha geniş bir alanda ve sürekli sulama olanağı sağlanmıştır. Nil Nehri üzerinde bulunan Assuan Barajı hem sulama, hem de elektrik üretiminde Mısır için hayati bir önem taşımaktadır. Nil Nehri tarih boyunca ve günümüzde taşımacılıkta da yoğun olarak kullanılmaktadır. Fotoğraflar
Tek bir email ile her yere! birgo@birgo.com’a göndereceğin bir email ile tek yerden Facebook, Twitter, Friendfeed, Blogger, Wordpress hesaplarını ya da blogunu güncelle. Tüm arkadaşlarınla paylaş! Emailine bir mp3, video ya da cep telefonunla az önce çektiğin fotonu ekleyerek gönderirsen birgo senin için bunları tüm arkadaşlarınla paylaşır. www.birgo.com birgo – Herkesle, her yerde paylaşmanın en kolay yolu! www.birgo.com Tek bir email ile Facebook, Twitter, Friendfeed, Blogger ve Wordpress hesaplarını ya da blogunu güncelle, tüm arkadaşlarınla paylaş!
Japon Satrancı: Şogi Japon satrancı normal satranca göre daha karmaşık daha komplike daha zor bir oyundur. 9*9=81 karelik bir tahtada 20 taşla oynanır. Amaç bildiğimiz satrancla aynı ama rakipten yenen taşlar tekrar rakibe karşı kullanılabilir. Yani güçlenen daha da güçleniyor ama her an mat olma tehlikesi de var. Taşların terfi edebilme özelliği vardır.Taşlar resimde de görüldüğü gibi aynı renk olduğu için, baktığı yöne ve taşların üzerlerindeki desenlere göre ayırt edilebilir. Fotoğraflar
Huygens Prensibi Bu prensibe göre, ilerleyen bir dalganın her noktası yeni bir dalga kaynağı olarak alınır. Böylece her nokta uzayda küresel dalga yayan kaynak olur. Çeşitli noktalardan bu şekilde yayılan dalgalar girişim yaparak bâzı noktalarda birbirlerini yok ederken, bâzı noktalarda üst üste gelerek kuvvetlenirler. Çeşitli noktalardan yayılan dalgalar arasındaki çizgisel yol farkı yarım dalga boyunun tek katları kadarsa birbirlerini yok eder, tam dalga boyunun katları ise birbirlerini kuvvetlendirirler. Böylece meydana gelen noktalar yeni kaynaklar hâsıl ederler. Bu prensip, dalganın davranışının kolay açıklanmasında çok faydalıdır. —- DUYURUYU DEFALARCA YAYINLAMAMIZA RAĞMEN OKUMAYANLAR KALMIŞ. MUTLAKA OKUYUNUZ : http://www.facebook.com/note.php?note_id=378575094659 —- Fotografiat